Sağlık Liyakat-Sen Gen. Bşk. Mehmet Demirel
Sağlık Liyakat-Sen Gen. Bşk. Mehmet Demirel

Kamu işçisine hak, memura haksızlık!

17 Haziran 2026 10:29
​Değerli Mücadele Arkadaşlarım, Kıymetli Okurlar;

​Bu haftaki yazımda, sahada gece gündüz ter döken sağlık çalışanlarımızın kanayan bir yarasına; her gün büyüyen bir adaletsizliğe parmak basmak istiyorum.

​Anayasa’nın 50. maddesi çok net bir şekilde hükmeder: “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.” Yıllık izin bir lütuf değil, anayasal bir güvencedir. Ancak söz konusu sağlık çalışanları ve memurlar olduğunda, bu haklar adeta birer cezaya dönüştürülüyor.

​Bir Tarafta Güvence, Diğer Tarafta Mahrumiyet

​Bugün kamuda görev yapan bir işçi izne ayrıldığında hiçbir mali kayba uğramıyor, maaşını ve sosyal haklarını eksiksiz alıyor. Doğru ve adil olan da budur. Üstelik işçiler kullanmadıkları izinleri sonraki yıllara devredebiliyor, emekli olurken de bu izinlerin parasını topluca alabiliyorlar. Ayrıca işçinin izin süresine hafta sonları ve resmi bayramlar dahil edilmiyor.

​Peki, aynı hastanede omuz omuza çalışan kamu memurunun suçu ne?

​İzin Adaletsizliği: Memur izne çıktığında cumartesi, pazar ve resmi bayramlar izin süresinden düşülüyor. Üstelik memur, üst üste iki yıl kullanmadığı iznini yıl sonunda tamamen kaybediyor; izni yanıyor. İşçinin izni paraya dönüşürken, memurun hakkı neden siliniyor?

​Yemek Ödeneği Çelişkisi: Kamu işçisi yemediği yemeğin bile parasını alırken; yataklı tedavi kurumları dışında görev yapan memurlarımız yediği yemeğin ücretini kendisi karşılıyor! Memura bu haksız durum reva görülürken, işçiye tanınan haklar memurdan neden esirgeniyor?

​Sosyal Hak Mahrumiyeti: İşçiler yılda 2 tam, 4 yarım ikramiye alırken; geceyi gündüze katan memura tek bir kuruş ikramiye çok görülüyor. Yemek ve giyim yardımlarında da memur tamamen mahrum bırakılıyor.

​Ceza Like Sistem: Sağlık çalışanın raporu 7 günü, yıllık izni ise 12 günü geçtiği anda sistem hemen cezayı kesiyor: Taban ödemesi kesiliyor, teşvik ödemesi kırpılıyor.

​Sağlık çalışanları robot mudur? İzine ayrılan, çocuğuyla memleketine giden memur neden maaşından oluyor? Bu çifte standart, çalışma barışını baltalamaktan başka neye hizmet ediyor?

​Eyy Çalışma Bakanlığı ve Yetkili Konfederasyon!

​Sahada bu feryat yükselirken, memuru masada yalnız bırakan sendikaların tek derdi üye kaydetmek ve koltuk kapmaktır. İdareyle yapılan Kurum İdari Kurulu (KİK) toplantıları ise sadece sosyal medyada paylaşılan "görsel şovlardan" ibaret kalıyor. Kameralar karşısında gülücük saçanlar, sağlıkçının cebinden giden paradan sorumludur.

​Şimdi sormak hakkımızdır: Eyy Çalışma Bakanlığı ve yetkili konfederasyon! Bu işçi-memur ayrımını nasıl izah edeceksiniz? Aynı binada çalışan iki personelden birine yemediği yemeğin parası verilirken, diğerinin yediği yemeğin ücretini kendi cebinden karşılamasını hangi adalet terazisine sığdıracaksınız?

​Taban, Teşvik ve Kurumsal Yalnızlık

​Bugün ek ödeme sistemi; çalışanın eğitimini, unvanını ve emeğini görmezden gelen koca bir karmaşadan ibarettir. Aynı işi yapan personel arasında fahiş uçurumlar vardır. Sağlıkçı, ay sonunda ne kadar teşvik alacağını bilemediği gibi, rapor aldığında elindekinin de kesileceğini çok iyi biliyor.

​Üstelik diğer kökleşmiş kurumlarda personeli ekonomik olarak destekleyen güçlü kurumsal yapılar varken, Sağlık Bakanlığı bünyesinde personelin arkasında duracak hiçbir sosyal yardım veya dayanışma fonu bulunmuyor. Sağlık çalışanı sistemin içinde tamamen yapayalnız bırakılıyor.

​Yetkililere Açık Çağrımızdır

​Sağlık Bakanlığına ve muhataplarına açıkça sesleniyoruz:

​İzin ve sağlık raporlarını, teşvik ve taban ödemelerini kesmek için bir gerekçe olarak kullanmaktan vazgeçin!

​Memurların yıllık izinlerinden hafta sonları ve resmi bayramlar derhal çıkarılmalı, sadece iş günleri sayılmalıdır.

​Memurların yemek hakkındaki bu mağduriyetlerine son verilmeli; nakdi yemek ücreti, giyim yardımı ve yılda 2 tam, 4 yarım ikramiye hakkı memura da tanınmalıdır.

​Anlamsız 12 gün sınırı kaldırılmalı; personel izinliyken de hak edişleri eksiksiz ödenmelidir.

​Memurların kazanılmış izinlerinin yanmasının önüne geçilmeli, adil bir devir veya ücretlendirme sistemi getirilmelidir.

​Emeğe saygılı, adil ve şeffaf bir taban-teşvik sistemi inşa edilmelidir.

​Canımızı emanet ettiğimiz sağlık çalışanları bu adaletsiz uygulamaları asla hak etmiyor. Memurun emeğinin kuşa çevrilmesine, haklarının masalardaki şovlara kurban edilmesine sessiz kalmayacağız. Kamuda gerçek adalet tesis edilene kadar sesimizi gür bir şekilde yükseltmeye devam edeceğiz.

​Unutmayın; adaletin olmadığı yerde ne liyakat kalır ne de şifa!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X