Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Kaya: Güneşten Korunmak Bir Sağlık Zorunluluğudur
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Kaya ‘Güneşten korunmak estetik bir lüks değil, doğrudan bir sağlık zorunluluğudur’ dedi
Yaz kapımızı çalmışken hepimizi yakından ilgilendiren, polikliniklerde kapısı en çok çalınan konuyu, ‘Güneş ve Cildimizi’ masaya yatırıyoruz. Merak ettiğimiz tüm soruları, cildimizi emanet ettiğimiz güvenilir bir uzmana, Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Kaya’ya sorduk.
İşte güneşle aramızdaki ilişkiyi yeniden gözden geçirmemizi sağlayacak o röportaj
Hatice Hocam, yaz geldi ve herkes sahillerde, sokaklarda. Gerçekten güneşten bu kadar korkmalı mıyız, cildimizi neden bu kadar sıkı korumak zorundayız?
Doç. Dr. Hatice Kaya: Aslında amacımız güneşten "korkmak" değil, onunla doğru bir ilişki kurmak. Güneş, yaşam enerjimiz ve modumuz için harika bir kaynak ancak kontrolsüz maruz kalındığında cildimizin en büyük düşmanına dönüşebiliyor. Cildimizi sıkı korumak zorundayız çünkü güneş ışınları (UVA ve UVB), deri hücrelerimizin DNA’sına doğrudan zarar verir. Bu zarar sadece estetik kaygılarla sınırlı kalmaz; erken yaşlanma, derin kırışıklıklar ve lekelenmelerin yanı sıra, en önemlisi cilt kanseri riskini çok ciddi oranda artırır. Yani güneşten korunmak estetik bir lüks değil, doğrudan bir sağlık zorunluluğudur.
Güneşin cildimize zarar verdiğini anlamak için illa kızarmak ya da yanmak mı gerekir? Cildimizin 'ben artık hasar alıyorum' dediği o sessiz belirtiler nelerdir?
Doç. Dr. Hatice Kaya: Toplumda en çok düşülen hatalardan biri bu: "Yanmadım, o halde zarar görmedim." Oysa kızarıklık ve yanma, cildin akut olarak verdiği bir alarm, yani bir nevi "itfaiye çağrısıdır". Güneşin asıl sinsi hasarı ise sessizce birikir. Cildiniz size sesini çıkarmadan şu sinyallerle hasar aldığını fısıldar:
* Yaz aylarında aniden belirginleşen veya koyulaşan çiller ve lekeler,
* Cildin nemini kaybedip kuruması, incelmesi ve parşömen kağıdı gibi görünmesi,
* Elmacık kemikleri veya burun kenarlarında beliren kılcal damar genişlemeleri,
* Cildin esnekliğini kaybedip erken yaşta sarkma ve ince çizgiler oluşturması.
Eğer aynaya baktığınızda bunları görüyorsanız, cildiniz geçmiş yılların güneş faturasını önünüze koyuyor demektir.
Kliniğinize güneşin zararlı etkileri nedeniyle başvuran hastalarda en sık karşılaştığınız şikayetler ve sorunlar neler oluyor?
Doç. Dr. Hatice Kaya: Polikliniğimizde yaz ve sonbahar aylarında adeta bir "leke patlaması" yaşıyoruz diyebilirim. En sık karşılaştığımız şikayet, tedavisi sabır gerektiren ve kadınlarda çok sık görülen melazma (doğum/güneş lekesi). Bunun dışında güneş yanıkları, güneş alerjileri (polimorf ışık erüpsiyonu) ve kontrolsüz bronzlaşma sonrası cildin erkenden yaşlandığını fark edip panikle gelen hastalarımız çoğunlukta. Tabii bir de rutin ben muayenelerinde yakaladığımız, güneş hasarına bağlı oluşan cilt kanseri öncülü oluşumlar var ki, dermatolog olarak bizim en çok üzerinde durduğumuz kısım burası.
Son zamanlarda 'Güneş kremleri zararlı, onun yerine zeytinyağı/kakao yağı sürün' ya da 'Güneş kremi D vitamini almanızı engeller' gibi söylemler duyuyoruz. İşin aslı nedir, D vitamini için kremsiz mi kalmalıyız?
Doç. Dr. Hatice Kaya: Sosyal medyadaki bu bilgi kirliliği biz dermatologları gerçekten çok endişelendiriyor. Açık ve net söyleyelim: Zeytinyağı, kakao yağı veya havuç yağı cildi güneşten korumaz; tam aksine cildi adeta "kızartarak" güneş hasarını katbekat artırır. Güneş kremleri ise laboratuvar ortamında test edilmiş, güvenliği kanıtlanmış ürünlerdir.
D vitamini konusuna gelirsek; cildimizin D vitamini sentezlemesi için yaz aylarında koruyucu kremsiz olarak sadece el bilekleri ve yüzümüzün (günde sadece 10-15 dakika) güneş görmesi yeterlidir. Saatlerce kremsiz güneşlenmek D vitaminini daha çok artırmaz, sadece kanser riskini artırır. Zaten hiçbir güneş kremi UV ışınlarını 100% engellemez, gün içinde kremliyken bile D vitamini sentezimiz devam eder. Kulaktan dolma bilgilerle cildinizi tehlikeye atmayın.
Korunmayı sadece güneş kremine indirgemek doğru mu? Kıyafet seçiminin, dışarı çıkma saatlerinin ve en önemlisi beslenmenin bu süreçteki rolü nedir?
Doç. Dr. Hatice Kaya: Kesinlikle sadece krem sürmek yetmez, korunma bütünsel olmalı. İdeal bir korunma protokolünde; güneş ışınlarının dik geldiği 11.00 - 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamak, geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı gözlükler takmak, dokuması sıkı ama ince kıyafetler tercih etmek ilk adımlardır.
İşin en sevdiğim ve klinik pratiğimde de çok önemsediğim kısmı ise içeriden korunma, yani beslenme! . Yüzümüzü güneşin yaşlandırıcı etkisinden korumak için antioksidan ağırlıklı beslenmeliyiz. Yaz aylarında tükettiğimiz domatesteki likopen, yeşil çaydaki polifenoller, renkli sebzelerdeki C ve E vitaminleri ile beta-karoten yüzümüzün içerideki güneş savaşçılarıdır.
Hatta artık tıp bu konuda çok daha ileride; sistemik koruma sağlayan güneş koruyucu haplarımız var. Kliniğimde, özellikle yoğun leke problemi olan veya güneşe karşı çok hassas cilt yapısına sahip hastalarım için eğer uygunsa, içeriğinde güçlü bir antioksidan olan Polypodium leucotomos ekstresi barındıran bu takviyeleri protokollerine mutlaka ekliyorum. Yani doğru beslenme ve doğru takviyeler, yüz kreminizin gücünü içeriden ikiye katlayan en sadık asistanlarıdır.
Herkes aynı güneş kremini kullanabilir mi? Kliniğinize gelen bir hastanın cilt yapısına özel bir güneş koruma protokolü hazırlarken neleri dikkate alıyorsunuz?
Doç. Dr. Hatice Kaya: "Arkadaşıma çok iyi geldi, ben de aldım" mantığı güneş kreminde işlemez. Her cildin ihtiyacı parmak izi gibi farklıdır. Kliniğimizde bir hastaya koruma protokolü hazırlarken şunlara bakarız:
* Cilt Tipi: Yağlı ve akneye meyilli bir cilde su bazlı, gözenek tıkamayan (non-komedojenik) ürünler seçerken; kuru ciltlere nemlendirici bariyer destekli kremler öneriyoruz.
* Cilt Hastalıkları: Hastanın leke problemi (melazma) varsa mutlaka renkli (iron oxide içeren) ve çok yüksek korumalı kremler seçiyoruz. Rozasea (gül hastalığı) veya hassas bir cildi varsa, kimyasal filtreler yerine cildi yormayan mineral (fiziksel) filtreli kremleri tercih ediyoruz.
Peki, geçmiş yılların ihmalinden dolayı yüzünde leke, kırışıklık veya sarkma oluşmuş, yani zaten güneş hasarı almış yüzler için kliniğinizde ne tür profesyonel çözümler sunuyorsunuz?
Doç. Dr. Hatice Kaya: Şanslıyız ki tıp ve teknoloji bu konuda çok ilerledi. Geçmişin günahlarını cildimizden silmek için kliniğimizde oldukça güçlü silahlarımız var. Güneş hasarlı, lekeli ve elastikiyetini kaybetmiş ciltlerde; cildin alt katmanlarını yenileyen fraksiyonel lazerler, lekeleri hedef alırken cilde gençlik ışıltısı veren BBL (BroadBand Light) gibi akıllı ışık sistemleri kullanıyoruz. Ancak burada çok önemli bir gerçeğin altını çizmek isterim: Her bireyin lekesi aynı tedaviyle düzelmez. Lekenin derinliği, ne kadar süredir var olduğu, yaygınlığı ve cildin yapısı gibi pek çok detay biz dermatologların radarındadır. Bu yüzden tek bir mucizevi cihaz veya enjeksiyon yoktur. Kliniğimizde, hastamızın cildinin tam olarak neye ihtiyacı varsa, ona göre leke mezoterapileri, somon DNA ve gençlik aşıları gibi bu güçlü seçenekleri gerekirse birbirleriyle kombine ederek kişiye özel, nokta atışı tedaviler planlıyoruz.
Son olarak, okurlarımıza yaz boyu kulaklarına küpe olması için vermenizi isteyeceğimiz altın değerinde bir tavsiye ne olur?
Doç. Dr. Hatice Kaya: Okurlarımıza tavsiyem şu olsun: Güneş kremini sadece plajda sürülen bir tatil ürünü olarak görmekten vazgeçelim. Evde, ofiste, arabada, hatta bulutlu havalarda bile UVA ışınları pencerelerden geçip cildimizi yaşlandırmaya devam eder.
Bir diğer çok önemli nokta da miktar! Lütfen nohut tanesi kadar küçücük bir krem alıp bunu tüm yüzünüze yedirmeye, yetirmeye çalışmayın; çünkü o miktar yüzünüzü korumaya asla yetmez. Doğru ve tam bir koruma için "iki parmak kuralını" uyguluyoruz; işaret ve orta parmağınız boyunca uzanan bir parmak uzunluğu kadar kremi yüzünüze ve boynunuza eşit şekilde uygulamalısınız.
Sabah kalktığınızda dişlerinizi fırçalamak nasıl rutin bir özbakımsa, mevsim ne olursa olsun her sabah yüzünüze yeterli miktarda güneş kremi sürmek de öyle bir rutin olmalı. Yüzünüz en değerli giysiniz ve ilk izleniminizdir; ona iyi bakın
- Toplam 2 yorum
Yakamoz 18:24 - 02 Haziran 2026
“Cildiniz en güzel giysiniz” harika bir yaklaşım. Doktor hanım Kocaelinin parlayan yıldızı.
Sema 16:59 - 02 Haziran 2026
Cok degerli bilgiler tesekkurler