Mahmut Baran ŞAHİN
Veteriner Hekimi - Hospivet veteriner kliniği kurucusu

631 bin hayvan toplandı. Peki, kaçının hayatını kurtardık?

Türkiye’de sahipsiz hayvanlara ilişkin tartışmalar uzun süredir iki başlık arasında sıkışmış durumda: Sokak güvenliği ve hayvan hakları. Oysa meselenin bir de üçüncü, çoğu zaman yeterince konuşulmayan boyutu var: Kamu kurumlarının sorumluluğu ve bu sorumluluğun ne ölçüde yerine getirildiği.

26 Ekim’de gündeme gelen denetim sonuçları, tartışmayı yeniden alevlendirecek nitelikte. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişlerinin 81 ilde yürüttüğü denetimlere ilişkin açıklamaya göre, 1 Ocak-1 Eylül 2026 tarihleri arasında 631 bin 141 sahipsiz hayvan toplandı. Aynı dönemde 59 bin 771 hayvan sahiplendirildi. Raporda, Diyarbakır dışında 80 ilde sokakta sahipsiz hayvan kalmadığı belirtilirken belediyelerin çeşitli eksiklikleri de ortaya kondu. 

Rakamlar büyük. Peki, bu rakamlar bize ne anlatıyor? 

Bir veteriner hekim olarak benim için önemli olan, kaç hayvanın toplandığından önce, bu hayvanların toplandıktan sonra nasıl bir yaşama kavuştuğu. Çünkü toplama işlemi bir idari faaliyettir; hayvanın sağlıklı, güvenli ve refah içinde yaşamasını sağlamak ise çok daha kapsamlı bir sorumluluktur. Bir hayvanı bulunduğu yerden almakla ona uygun yaşam koşulları sağlamak aynı şey değildir.

Denetimlerde, bakımevi bulunmayan belediyelerin yüzde 45’inin bakımevi bulunan belediyelerle protokol yapmadığı, 38 belde belediyesinde ise hayvan toplama ekibi oluşturulmadığı bildirildi. Bu tespitler, meselenin yalnızca hayvanların sokaklardan alınmasıyla çözülemeyeceğini gösteriyor. Toplama kararı alındığında, hayvanların nereye götürüleceği, hangi kapasitede barındırılacağı, sağlık kontrollerinin nasıl yapılacağı ve bakımın kimler tarafından sürdürüleceği önceden planlanmış olmalı. 

Bir bakımevinin kapısının bulunması, o tesisin hayvan refahı açısından yeterli olduğu anlamına gelmez. Yeterli veteriner hekim ve yardımcı personel, uygun beslenme, temiz su, hastaların sağlıklı hayvanlardan ayrılması, düzenli muayene, aşı ve parazit kontrolü, davranışsal ihtiyaçların karşılanması ve kayıtların eksiksiz tutulması gerekir. Kalabalık ve yetersiz koşullarda tutulan hayvanlarda hastalıkların yayılması, stres ve davranış sorunları ciddi birer risk hâline gelebilir. Bunlar yalnızca hayvanların değil, çalışanların ve toplum sağlığının da meselesidir. 

Üstelik denetim dediğimiz şey, yalnızca eksiklikleri tespit edip raporlamakla tamamlanmaz. Eksikliklerin giderilip giderilmediği izlenmeli, sorumlular belirlenmeli ve sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Hayvanların kaçının tedavi edildiği, kaçının sahiplendirildiği, kaçının öldüğü ve ölüm nedenlerinin ne olduğu da düzenli biçimde açıklanmalıdır. Farklı kurumların tuttuğu kayıtlar birbiriyle uyumlu olmadığında, hayvanların akıbetini izlemek zorlaşır. Böyle bir durumda ne uygulamanın başarısını doğru değerlendirebiliriz ne de ihmal varsa ortaya çıkarabiliriz. 

İnsanların güvenli yaşama hakkı da elbette tartışmanın dışında tutulamaz. Hayvan saldırılarının önlenmesi, kuduz riskinin yönetilmesi ve toplum sağlığının korunması kamu kurumlarının temel görevleri arasındadır. Ancak bu görevleri yerine getirmenin yolu, hayvanların yaşam koşullarını görünmez kılmaktan geçmez. Güvenlik ve hayvan refahı birbirinin karşıtı olmak zorunda değildir. Bilimsel planlama, etkili denetim, sorumlu sahiplendirme ve yeterli veteriner sağlık hizmetiyle ikisi birlikte gözetilebilir. 

Asıl sorun, başarıyı yalnızca toplanan hayvan sayısıyla ölçmeye başladığımızda ortaya çıkıyor. Bir hayvanın sokaktan alınmış olması, onun sorununun çözüldüğünü tek başına kanıtlamaz. Gerçek başarı; o hayvanın sağlık durumunun korunması, uygun koşullarda yaşaması, mümkünse güvenilir bir aileye kavuşması ve bütün sürecin kayıt altında tutulmasıdır. 

Bugün açıklanan denetim sonuçları bize yalnızca yapılanları değil, yapılması gerekenleri de gösteriyor. Belediyelerin eksikleri giderilmeli, tesislerin koşulları düzenli olarak denetlenmeli ve kamu kaynaklarının hayvanların yaşamına nasıl yansıdığı ölçülebilir hâle getirilmeli. 

Çünkü bir ülkenin hayvan politikası, yalnızca sokaklarında kaç hayvan kaldığıyla değerlendirilemez. O hayvanların başına ne geldiğini bilmek de aynı derecede önemlidir.

631 bin hayvanı toplamak bir istatistik olabilir. Ama kaçına sağlıklı ve güvenli bir yaşam sunabildiğimiz, gerçek başarının ölçüsüdür.

Yorumlar 0

Güvenlik kodu

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır. Yorum yazarak Topluluk Kuralları'nı kabul etmiş ve yorumunuzla ilgili tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X