Dt. Nurgül Demir: Sağlıklı gülüşlerin hikayesi bebeklikte başlar
30 Haziran 2026 08:00

Dt. Nurgül Demir: Sağlıklı gülüşlerin hikayesi bebeklikte başlar

Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir ‘Sağlıklı gülüşlerin hikayesi yetişkinlikte değil bebeklik döneminde başlar. Bebeklik döneminden itibaren sağlıklar korunan dişler, gelecekteki gülüş estetiğinin yap taşlarıdır’ dedi

Haber Merkezi Tüm haberleri

Geleceğin estetik ve sağlıklı gülüşleri, yetişkinlikte değil; yaşamın ilk aylarında, henüz ilk süt dişi göründüğünde şekillenmeye başlıyor. Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda, ebeveynlerin zihnini kurcalayan en kritik sorulara bilimsel ve pratik yanıtlar aradık.

Çocuklar için diş sağlığının önemini kısaca anlatabilir misiniz?

Sağlıklı gülüşlerin hikayesi yetişkinlikte değil bebeklik döneminde başlar. Bebeklik döneminden itibaren sağlıklar korunan dişler, gelecekteki gülüş estetiğinin yap taşlarıdır. Yetişkinlikte dikkat çeken estetik gülüşlerin temeli, yaşamın ilk yıllarında kazanılan ağız bakım alışkanlıklarına dayanır. Süt dişleri, çocukların imza niteliğindeki gülümsemelerine olan tatlı etkilerinin yanı sıra; çiğnemeye, düzgün beslenmeye katkıda bulunurken, tüm seslerin düzgün öğrenilerek fonasyonu da içine alan konuşma fonksiyonlarının ve yüz çene bölgesine ait kas-iskelet yapısının gelişmesinde görev alırlar. Süt dişlerinin bir diğer önemli görevi de daimi dişler gelene kadar, çenede daimi dişlerin geleceği bölgelerde yer tutma görevi üstlenmeleri ve yeni gelecek dişler için rehberlik etmeleridir.

Diş bakımındaki ihmal kalbi vurabilir

Diğer taraftan, dişlerin ve dişleri çevreleyen yumuşak ve sert dokuların sağlığı, genel sağlığın devamlılığı için de kilit rol oynar. Doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya gelen çocuklarda ağız hijyeninin en üst seviyede idame ettirilmesi çok önemlidir. Kalp kası enfeksiyonu olarak bilinen, ‘enfektif endokardit’ gelişmesi riski bu çocuklarda yüksektir. Diş tedavileri, günlük diş bakım rutinleri sırasında oluşabilecek bakteri yayılımı enfektif endokardite sebep olabilir. Konuya sadece diş sağlığı olarak yaklaşmak yerine, genel sağlığı bütünüyle değerlendirmek gerekir.

Sosyal medyada florür kullanımıyla ilgili çok ciddi bir bilgi kirliliği var ve aileler tedirgin. Çocuk diş hekimliğinde florürün yeri nedir? Florürden kaçınan ebeveynler için yeni nesil alternatif koruyucu yöntemler var mı?

Doğada en yaygın bulunan element olan flor, diş çürüğü oluşumunu önleme ve ilerlemesini durdurmada tartışması güç bir öneme sahip ve hala altın standart. Flor, hekim tarafından profesyonel preparatlarla diş yüzeyine uygulandığı zaman; çürük bakterisinin zarar vermeye başladığı diş minesi yüzeyindeki yapısal bozulmayı tanımlayan ‘demineralizasyon’ olayını durdurarak, ‘remineralizasyon’ yani tamir sürecini başlatır. Flor aynı zamanda çürüğe sebep olan bakterilerin metabolik aktivitelerini de etkileyerek, dişlerin çürüğe karşı korunmasında rol oynar. Tedavi edici konsantrasyonlarda uygulanan florun mine yüzeyinde oluşturduğu koruyucu tabaka, ağız içindeki asit ataklarına karşı diş yüzeylerini örterek, çürük riski bulunan bölgelerde bakteri üremesini engeller ve tamir mekanizmasını çalıştırır.

Florür kullanımında ebeveyn denetiminin önemi

Medyada sıklıkla yer alan ve çok yanlış şekillerde lanse edilen yan etkilere gelecek olursak; öncelikle gıda takviyesi veya koruyucu-destekleyici tedaviler kapsamında piyasada yer alan, ‘uzman bir hekim’ tarafından seçilerek önerilen ürünlerin, sadece ‘doğru’ ve ‘yeterli’ kullanımının zararsız olduğunu belirtmek gerekir. Florun da önerilen dozlarının üstünde tüketimi, akut veya kronik yan etkilere sebep olabilmektedir. Ebeveyn kontrolünde diş fırçalanması, macunun tükürtülmesi veya yapılamıyorsa macunun diş yüzeylerinden silinerek uzaklaştırılması, evde bulunan flor preparatlarının çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edilmesi ve ilgili hekimin çocuğun kullandığı gıda takviyeleri, flor içerikli ürünler hakkında eksiksiz bilgilendirilmesi oluşabilecek riskli durumların önlenmesinde yeterli olacaktır.

Günümüzde paketli gıda tüketimi ve buna bağlı çocukluk çağı reflüsü çok arttı. Bu durumun diş minesini erittiği (dental erozyon) doğru mu? Bir çocuğun diş yapısına bakarak beslenme hatası yaptığını anlayabiliyor musunuz?

Günümüzde sık tüketilen paketli ve işlenmiş gıdalar, asitli ve şekerli içecekler ile düzensiz beslenme alışkanlıkları çocuklarda reflü görülme sıklığını artırabiliyor. Reflü sırasında mide asidinin ağıza ulaşması, diş minesinin zamanla çözünmesine ve dental erozyon olarak adlandırdığımız geri dönüşü olmayan mine kayıplarına yol açabilir. Bunun yanında asitli içeceklerin veya asidik yapıdaki atıştırmalıkların sık tüketimi de benzer erozyon bulgularına neden olabilir.

Diş muayenesi sırasında yalnızca erozyon değil, çürüklerin yerleşimi ve yaygınlığı da çocuğun beslenme alışkanlıkları hakkında fikir verebilir. Örneğin sık atıştırma, şekerli paketli gıdaların yoğun tüketimi veya ağızda yemek tutma alışkanlığı, diş yüzeylerinde bakterilerin daha uzun süre asit üretmesine neden olarak çürük oluşumunu hızlandırır ve mevcut çürüklerin kısa sürede ilerlemesine yol açabilir. Bu nedenle yalnızca dişleri tedavi etmek değil, altta yatan beslenme alışkanlıklarını da mutlaka değerlendirmek gerekir.

Ağızda yemek tutma alışkanlığı olan çocuklarda, uzun süre ağızda kalan yiyecekler, diş yüzeylerinde asit üretimini arttırarak benzer şekilde diş çürüklerinin oluşumu hızlandırabilir, mevcut diş çürüklerinin ise hızlı ilerlemesine sebebiyet verebilir.

Çocuklarda artık geleneksel metal teller yerine 'şeffaf plaklar' sıkça tercih edilmeye başlandı. Çocuklar bu plakların kullanımına uyum sağlayabiliyor mu ve bu tedaviye kaç yaşında başlanabiliyor?

Şeffaf plak tedavilerinde kullanılan plaklar, çocukların kendi takıp çıkarabildikleri ve takıldığı zaman dişlerin üzerinde varlığı sadece çok yakından bakıldığı zaman belli olan apareylerdir. Ağız ve diş sağlığının idame ettirilebilmesi ve çocuğun tedaviye süreç boyunca uyum sağlayabilmesi geleneksel tedavi yöntemlerine göre çok daha kolaydır. Hekimle çocuk arasında kurulan bağ ile, çocuğun tedavide aktif rol aldığının hissettirilmesi de çocuklardaki motivasyonu arttırıyor. Geleneksel tedavi yöntemleri ile kıyaslandığı zaman kayıt alma aşamalarının dijital olarak ilerlemesi, estetik avantajları, hastalara bir noktaya kadar kaçamak beslenme özgürlüğü tanıması, ağız hijyeninin idame ettirilebilmesinde sağladığı avantajlar ve diş lekelerinin oluşma ihtimalini düşürmesi gibi özellikler şeffaf plak tedavilerini çocuklar için çok daha pratik, uygulanabilir olarak ön plana taşıyor.

3 Yaş kontrolü neden hayati önem taşıyor?

Tedaviye başlama yaşına karar vermek için öncelikle ilk kontrol geciktirilmemeli, süt dişlerinin tamamlanmaya başladığı, ortalama 3 yaşlarında, diş dizilimi ve çenelerin birbirleri ile olan ilişkisi mutlaka bir çocuk diş hekimi tarafından kontrol edilmelidir. Tedaviye başlama yaşı, her hastanın gereksinimine, dişsel dizilim sorunlarına veya çenelerin kapanış ilişkilerine göre değişkenlik gösterir. Her planlama mutlaka genetik etkenlere ve varsa çocuğun ağız ve dişleri etkileyen alışkanlıklarına göre bireysel olarak planlanmalıdır.

Özellikle çok küçük yaşta olup çok fazla çürüğü olan veya kliniğe hiçbir şekilde uyum sağlayamayan çocuklarda süreç nasıl işliyor? Hangi durumlarda sedasyon veya genel anestezi altında tek seansta tedavi tek seçenek haline geliyor?

Diş hekimi fobisi dışında; kontrol edilemeyen bulantı refleksi varlığı, korku ve kaygı düzeyinin çok yüksek olması, bazı sistemik hastalıkların sebep olduğu ve hastamızın koltukta yapılan işlemlere uyum göstermesini engelleyen özel durumlar da diş tedavilerinin uyutularak yapılmasını gerekli kılar. Özel gereksinimli hastaların diş tedavileri de sedasyon veya genel anestezi altında yapılabilir. Çocuk diş hekimliğinde sedasyon veya genel anestezi kararı; hastanın yaşı, yapılacak olan diş tedavileri ve planlanan tedavi süresi göz önünde bulundurularak verilir. Anestezi öncesinde hastanın klinik muayenesi ve gerekli tetkikleri yapılarak süreç başlatılır ve uzman bir anestezi ekibi ile, tam teşekküllü hastane koşullarında güvenle tamamlanır.

Çocuklar parkta, okulda düşüp dişlerini kırabiliyor ya da diş tamamen yerinden çıkabiliyor. Böyle bir kazada ebeveynlerin ilk 1 saat içinde yapması gereken hayati ilk yardım adımları nelerdir? Kırılan dişi hekime nasıl ulaştırmalıyız? 

Ağız-çene bölgesindeki dişleri, dişleri çevreleyen sert ve yumuşak dokuları etkileyebilecek tüm kazalarda yapılması gereken acil müdahalelerde yol gösterici olması açısından ‘ToothSOS’ isimli telefon uygulaması mutlaka tüm ebeveynlerin telefonlarında bulunması gerektiğini belirtmeliyim. ‘ToothSOS’ herhangi bir ticari kaygı gütmeyen, Uluslararası Dental Travmatoloji Derneği tarafından hazırlanan ve sürekli güncellenen bir uygulama ve hem android hem IOS işletim sistemlerinden kolayca erişim sağlanabiliyor.

Kırılan diş parçaları nasıl muhafaza edilmeli?

Dişin tamamen yerinden çıkması veya diş sert dokularında kırık oluşması halinde; dış ortamda kalan dişin veya kırık diş parçası, diş hekimine gidene kadar geçen süreçte, su veya sütte muhafaza edilmelidir. Yerinden çıkan dişin eski konumuna yerleştirilebileceği, kırık diş parçasının ise yapıştırılabileceği göz önünde bulundurularak; ulaşılabilen diş parçaları eksiksiz olarak diş hekimine iletilmelidir.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Çocukların diş hekimiyle tanışması için dişlerin alarm vermesi beklenmemelidir, bu maalesef en sık yapılan hata. Bebekliğin ilk 6-12 aylık dönemlerinde ilk dişlerin çıkmasıyla başlayan ve altı ayda bir yapılan rutin diş hekimi kontrolleri, yalnızca süt dişlerini korumakla kalmaz, yetişkinlik dönemindeki estetik gülüşlerin de ilk adımlarını atarken; aynı zamanda çocuklarda bir diş hekimi fobisi gelişmeden, çoğu zaman tedaviye gerek duyulmasının da önüne geçerek ağız hijyeni alışkanlıklarının günlük rutinlere eklenerek dişlerin sağlıkla korunmasını sağlar.

Güncelleme: 03 Temmuz 2026 11:18
BENZER HABERLER
X