Prof. Dr. Başar Bilgiç: Alzheimer yalnızca bir hafıza sorunu değil
Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç ‘Alzheimer yalnızca bir hafıza sorunu değil’ dedi
Dünya Alzheimer Günü kapsamında, GEN İlaç'ın koşulsuz desteğiyle düzenlenen farkındalık koşusunda katılımcılar, Alzheimer hastalığının bireyler, aileler ve toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekmek için bir araya geldi. Rooners ve Türkiye Alzheimer Derneği, Dünya Alzheimer Günü kapsamında Alzheimer hastalığına yönelik toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlamak amacıyla düzenlenen farkındalık koşusunda bir araya geldi. GEN’in koşulsuz desteği ile 19 Eylül 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar, Alzheimer’ın yalnızca hastaları değil; aileleri, bakım verenleri ve toplumun tamamını etkileyen çok boyutlu bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekmek için koştu.
Etkinlik kapsamında Alzheimer hastalığına ilişkin güncel gelişmeleri değerlendiren Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı Prof. Dr.Başar Bilgiç, Türkiye’de yaklaşık 700 bin ila 800 bin kişinin Alzheimer hastalığından etkilendiğinin düşünüldüğünü belirterek, hastalığın artan toplumsal etkisine dikkat çekti.
“Alzheimer yalnızca bir hafıza sorunu değil”
Alzheimer hastalığının kişinin yalnızca hafıza ve düşünme becerilerini değil, günlük yaşamını bağımsız bir şekilde sürdürebilme kapasitesini de zaman içerisinde etkilediğini belirten Bilgiç, hastalığın etkilerinin bireyin çok ötesine geçtiğini söyledi.
“Alzheimer hastalığı kişinin günlük yaşamını sürdürme, iletişim kurma, karar verme ve bağımsız yaşama kapasitesini zaman içerisinde etkiliyor. Hastalık ilerledikçe hastaların günlük yaşam aktivitelerinde daha fazla desteğe ihtiyaç duyması, ailelerin ve bakım verenlerin üzerindeki yükü de artırıyor. Bu nedenle Alzheimer yalnızca hastayı değil; ailesini, bakım verenleri ve içinde yaşadığı toplumu doğrudan etkileyen çok boyutlu bir sağlık sorunu.”
Alzheimer’ın sosyal etkilerinin yanında önemli bir ekonomik yük de oluşturduğunu vurgulayan Bilgiç, tanı ve tedavi süreçlerinden uzun süreli bakım ihtiyacına kadar pek çok unsurun sağlık sistemleri ve aileler üzerinde önemli maliyetler yarattığını ifade etti. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte bakım veren aile bireylerinin çalışma sürelerini azaltmak veya iş hayatına ara vermek zorunda kalabildiklerini belirten Bilgiç, bakım sorumluluğunun stres, kaygı, tükenmişlik ve sosyal izolasyon gibi psikolojik ve sosyal sonuçlar da doğurabildiğine dikkat çekti.
Alzheimer tanısında yeni dönem: Kan bazlı biyobelirteçler
Alzheimer hastalığında doğru tanının öneminin giderek arttığını belirten Prof.Dr.Başar Bilgiç, son yıllarda hem tedavi hem de tanı alanında önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.
Alzheimer tanısında hastanın öyküsünün ve zihinsel işlevlerinin değerlendirilmesiyle başlayan sürecin MR görüntüleme ve gerektiğinde nöropsikolojik testlerle desteklendiğini ifade eden Bilgiç, biyobelirteçlerin Alzheimer’ın diğer demans türlerinden ayrılmasında giderek daha önemli hale geldiğini belirtti.
Geleneksel yöntemlerde beyin omurilik sıvısındaki amiloid ve tau proteinlerinin ölçülebildiğini, PET görüntüleme yöntemleriyle de beyindeki protein birikimlerinin değerlendirilebildiğini ifade eden Bilgiç, özellikle kan bazlı biyobelirteçler alanındaki gelişmelere dikkat çekti.
“Son yıllarda Alzheimer tanısındaki en önemli gelişmelerden biri kan bazlı biyobelirteçler. Özellikle fosforile tau proteini p-tau217 gibi biyobelirteçler Alzheimer hastalığının tanısında ve diğer demans türlerinden ayrımında yüksek doğruluk sağlayabiliyor. Basit bir kan örneğiyle elde edilebilen bu veriler, Alzheimer’ın daha erken ve daha erişilebilir yöntemlerle değerlendirilmesi açısından önemli bir gelişme.”
Alzheimer’ın arkasında karmaşık bir biyolojik süreç bulunuyor
Alzheimer hastalığının tek bir nedene bağlı olarak gelişmediğinin altını çizen Bilgiç, hastalığın arkasında birbiriyle ilişkili çok sayıda biyolojik mekanizmanın bulunduğunu belirtti.
Beyinde biriken amiloid ve tau proteinlerinin Alzheimer hastalığının en çok bilinen özellikleri arasında olduğunu söyleyen Bilgiç; oksidatif stres, bağışıklık sistemi değişiklikleri, damar sağlığıyla ilişkili sorunlar, mitokondri işlev bozuklukları, sinaptik değişiklikler, insülin direnci ve bazı genetik faktörlerin de hastalığın gelişim sürecinde rol oynayabildiğini ifade etti.
“Alzheimer oldukça karmaşık bir hastalık. Hastalığın gelişiminde birçok farklı mekanizma rol oynuyor ve bunların hangilerinin süreci başlattığını, hangilerinin daha sonra ortaya çıktığını anlamaya yönelik bilimsel çalışmalar devam ediyor. Her geçen gün bu karmaşık bulmacanın daha fazla parçası aydınlanıyor.”