Beyin sağlığı anne karnında başlıyor!
Beyin sağlığını korumak, artık yalnızca nörolojik hastalıkları tedavi etmekten ibaret görülmüyor
$ Dolar 48,0545 %0,11
€ Euro 56,1636 %0,14
£ Sterlin 65,5511 %-0,03
Altın $4.624,28 %0,46
Gümüş 107,16 %0,67
Ömrü boyunca yurt dışına çıkmamış birinin, geçirdiği bir rahatsızlık sonrası aniden kusursuz bir Fransız, İngiliz veya Rus aksanıyla konuşmaya başlaması kulağa bir bilim kurgu filmi gibi gelebilir. Ancak tıp dünyası, ‘Yabancı Aksan Sendromu’ (Foreign Accent Syndrome) adı verilen bu gizemli gerçeği hayretle inceliyor
Sosyal medyada ve tıp literatüründe dönem dönem karşımıza çıkan bazı vakalar, insan beyninin ne kadar gizemli bir organ olduğunu yeniden kanıtlıyor. Dünyada şu ana kadar yalnızca sınırlı sayıda kişide resmi olarak teşhis edilen "Yabancı Aksan Sendromu", bireylerin kendi ana dillerini aniden tamamen yabancı bir ülkenin aksanıyla konuşmaya başlamasına yol açıyor.
Peki, bir insan hiç gitmediği, kültürüne aşina olmadığı bir coğrafyanın şivesini nasıl bir gecede edinebilir? Bu durum bir mucize mi, yoksa beynin bir imdat çağrısı mı?
Yabancı Aksan Sendromu (YAS), genellikle beyinde meydana gelen lokal bir hasar veya travma sonrasında ortaya çıkan nadir bir nörolojik bozukluktur. Bu rahatsızlığa yakalanan kişiler yeni bir dil öğrenmezler; kendi ana dillerini konuşmaya devam ederler. Ancak konuşmanın ritmi, tonlaması, vurguları ve kelimelerin hecelenişi o kadar radikal bir şekilde değişir ki, dışarıdan dinleyen herkes o kişinin yabancı bir ülkeden geldiğini düşünür.
Bu sendrom, beynin konuşma üretimi ve motor kontrolünden sorumlu olan bölgelerinin (özellikle sol yarımküre ve Broca alanı) zarar görmesiyle tetiklenir. En sık görülen nedenler şunlardır:
Beyindeki hasar, kişinin dil kaslarını (dil, dudak, çene ve ses telleri) yönetme biçimini değiştirir. Kişi konuşurken heceleri uzatır, vurguları kaydırır veya ünlü harfleri farklı çıkarır. Sonuç olarak ortaya çıkan bu "yeni konuşma ritmi", tamamen tesadüfi bir şekilde bilinen bir dünya dilinin (örneğin Jamaika, İrlanda veya Çin aksanı) melodisine benzer.
Bu sendrom ilk kez 1907 yılında Fransız nörolog Pierre Marie tarafından tanımlansa da, en ünlü vaka 1941 yılında Norveç'te yaşandı. İkinci Dünya Savaşı sırasında başından bombalı bir şarapnel parçasıyla yaralanan Astrid L. isimli Norveçli bir kadın, iyileştikten sonra ağır bir Alman aksanıyla Norveççe konuşmaya başladı. Savaş döneminde çevre halkı tarafından Alman ajanı olmakla suçlanan kadın, ciddi sosyal dışlanmaya maruz kaldı.
Yakın tarihte ise ABD'de yaşayan ve hiç yurt dışına çıkmamış olan bir kadın, geçirdiği şiddetli bir migren atağının ardından uyandığında kusursuz bir İngiliz aksanıyla konuşmaya başlayarak tıp dünyasını şaşkına çevirmişti.