Güneş koruyucunuzu içtiniz mi?
Evet, yanlış duymadınız. Bugün size sadece sürdüğünüz değil, aynı zamanda içebildiğimiz güneş koruyuculardan bahsedeceğim.
Özellikle güneş alerjisi olanlar, lekeye meyilli ciltler ve yazın uzun saatler dışarıda kalanlar için bu içerik adeta cildin içinden açılmış bir şemsiye gibi çalışabiliyor. Ama hemen bir şeyi netleştirelim: Bu tabletler kremlerin yerine geçmez. En iyi koruma; dışarıdan SPF'li bir güneş koruyucu, içeriden antioksidan destek kombinasyonuyla sağlanır.
Peki, bu içerikler nelerdir ve ne yaparlar?
Birinci molekül, Polypodium leucotomos.
Bu bir eğrelti otu ekstresidir. UV ışınlarının oluşturduğu serbest radikalleri yok etmeye ve DNA hasarını azaltmaya yardımcıdır.
İkinci molekül, likopen.
Likopen özellikle pişmiş domateste çok bulunur ve düzenli tüketiminin güneşe karşı yanık eşiğini artırdığını göstermektedir.
Üçüncü molekülümüz, yeşil çay, kakao ve renkli sebze meyvelerde bulunan polifenoller.
Güneşin oluşturduğu oksidatif stresle savaşan moleküllerdir. Son olaraksa astaksantin. Cildin elastikiyetini destekleyen çok güçlü bir antioksidandır. UV kaynaklı hücresel hasarı azaltmaya yardımcı moleküllerdir.
Yani bazen güneş koruyucu sadece çantanızda değil, tabağınızda da olabilir.
Önemli Bir Hatırlatma
Bu besin destekleri veya içerikler, güneşten korunma rutininizde yardımcı bir faktör olarak görülmelidir.
Kremlerin Yerini Almaz: Bu tür içerikler asla dışarıdan uygulanan SPF'li güneş koruyucuların yerini tutmaz.
Kombine Etki: İdeal güneş koruması; dışarıdan uygulanan fiziksel veya kimyasal güneş koruyucular ile içeriden desteklenen antioksidanların kombinasyonu sayesinde en üst seviyeye çıkar.
Besin desteği veya özel takviye kullanımına başlamadan önce, cildinizin ihtiyaçlarını belirlemek ve doğru ürünü seçmek için mutlaka bir dermatoloğa danışmanız önerilir.