Uzm. Psk. Mevliye YAVUZ
Uzm. Psk. Mevliye YAVUZ

Eylem ve Çürüme

24 Nisan 2026 13:20
İnsan hiçbir parçasını feda etmeye yanaşmadığı için bütününü feda eder. Bir şey seçmek diğer her şeyden feragat etmeyi gerektirir. İnsan doğası gereği aynı anda birçok şeyi birlikte ister. Hem konforlu yaşamı hem az çalışmayı, hem etrafında insanlar olmasını, hem olumsuz bir şeyler duymamayı… ve daha nicesini.

Feragat, modern insan için en korkunç kelimedir.

Her seçimin bir şeylerden feragat etmeyi gerektirdiği gerçeği, kişiyi hareketsiz kılar.  Eyleme geçemez ve karar veremez. Önce karar, sonra eylem işler. Sıralamaya göre insanın karar vermesi gereken şeylerdeki olasılıklar çoğaldıkça, kaçınmaya dikkatini dağıtmaya çalıştığı gözlemlenmiştir. Bu çoğunlukla, bilinçli ve farkında bir durum değildir. Kişi kendine oyalanacak bir şeyler bulur.  Bu oyalanmalar, başkaları hakkında alakasız konuları merak edip, düşünmekten tutun da kendini sosyal medya ile uyuşturmaya kadar gider.

İnsanın odadaki kararsız bekleyişi sürerken evrenin en soğuk ve en merhametsiz yasası yani “zaman” sessizce devreye girer, doğa insanın zihinsel kilitlenmesine saygı duyup akışını durdurmaz… Aksine biyolojik saati tik tak devam eder ve bekleme odasındaki o nazik misafiri yavaşça çürütmeye başlar. Çürüme böyle başlar; kaçınmalar, oyalanmalar ve meselelerin etrafında dolaşmalar ile zaman kazanıldığı düşünülür ancak zaman, potansiyeli eyleme dönüştürmeyen herkesi cezalandırır. Zaman akarken insan dönüşümünü izlerken, bu çürümeyi iliklerine kadar hisseder.

Bu Heidegger’in “fırlatılmışlık” dediği durumun ta kendisidir. İnsan ölüme doğru fırlatılmış bir varlıktır. Harekete geçmeyen ve bir parçasını feda etmeyen her şey önce ruhsal ölümle karşılaşır. Bu ölüm bedensel yaşamın sonlanmasına kadar faklı versiyonlarda devam eder. Çünkü yaşayan hiçbir şey durağan değildir. Durağanlık (Konservatif tutumlar) ölümün ruhsal bir versiyonudur. 

Potansiyel; insanın yapabilecekken eylemsizliği seçtiği, “düzenim bozulmasın” dediği  durumlarda değerlendirilmeyen fırsatlardır. Ve kişi, potansiyellerinin farkına varmamanın sonuçlarıyla karşılaştığında, elinde geriye koca bir pişmanlık kalır. Ancak pişmanlık; çürüyen insan için  “olmayanın” yasından başka bir şey değildir. Ya o yas tutular; pişmanlıklardan ders alınır. Ya da o yas sizi ele geçirir. Yani kısır döngüyle kişi kendini “kurban” ilan eder. Bu nokta çıkmaz sokaktır. Bu rol bazen nesiller boyu sürebilir.

Uzman Psikolog Mevliye Yavuz

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X