Güvenin Azaldığı Bir Dünyada İnsan Kalabilmek
Önce mesafeler koyuyoruz. Sonra daha az konuşuyoruz. İçimizden geçenleri anlatmamaya, yaşadıklarımızı paylaşmamaya başlıyoruz. Bir süre sonra ise insanlarla aynı ortamda bulunup yine de kendimizi yalnız hissediyoruz.
Belki de günümüz insanının en büyük yalnızlığı burada başlıyor.
Çünkü yalnızlık her zaman etrafımızda kimsenin olmaması değildir. Bazen anlatacak çok şeyimiz olduğu halde anlatacak kimsemizin olmamasıdır.
Birine derdimizi anlattığımızda bunun yarın başka bir yerde karşımıza çıkmasından korkmak… Bir sırrı paylaştığımızda bunun bize karşı kullanılabileceğini düşünmek… Birine iyi niyet gösterdiğimizde karşılığında hayal kırıklığı yaşamaktan çekinmek…
Bütün bunlar insanı yavaş yavaş kendi içine çekiyor.
Önce insanlardan uzak duruyoruz. Sonra duygularımızdan. En sonunda da kendimizden.
Oysa insan, paylaşmadan yaşayabilen bir varlık değil. Sevinç de paylaşılmak istiyor, üzüntü de. Güzel bir haber de anlatılmak istiyor, insanın içini sıkan bir mesele de…
Fakat güven olmayınca insan susmayı öğreniyor.
“Anlatmasam daha iyi.”
“Nasıl olsa anlamaz.”
“Sonra bunu bana karşı kullanır.”
“Kimseye güven olmaz.”
Bu cümleler çoğaldıkça hayatımızdaki insanlar azalıyor. İnsan sayısı değil belki ama gerçek yakınlık azalıyor.
Elbette herkese güvenmek zorunda değiliz. Hayat bize sınır koymayı da öğretmeli. Kime ne kadar yaklaşacağımızı, neyi kiminle paylaşacağımızı bilmek bir zayıflık değil, aksine bir olgunluk.
Ama kendimizi korumakla kendimizi tamamen kapatmak arasında ince bir çizgi var.
İşte o çizgiyi kaybetmemek gerekiyor.
Çünkü birilerinin bizi kırmış olması, hayatımızdaki bütün insanları cezalandırmamızı gerektirmiyor. Birkaç kişinin vefasızlığı yüzünden herkesten uzaklaşmak, aslında onların yaptığı hatanın bedelini kendimize ödetmek oluyor.
Belki bugün ihtiyacımız olan şey herkese güvenmek değil.
Birbirimize yeniden güvenebileceğimiz küçük alanlar oluşturmak.
Bir sözün arkasında durmak. Bir emaneti korumak. Birinin anlattığını başkasına taşımamak. İnsanların zayıf anlarını onların aleyhine kullanmamak. Dinlemek, gerçekten dinlemek…
Çünkü güven büyük sözlerle değil, küçük davranışlarla yeniden kuruluyor.
Ve belki de insan kalabilmek tam olarak burada başlıyor.
Dünyada güven azalmış olabilir. İnsanlar daha mesafeli, daha temkinli, daha yalnız olabilir.
Ama biz yine de güvenilir biri olmayı seçebiliriz.
Çünkü bazen bir insanın hayatına yapabileceğimiz en büyük iyilik, ona “Benim yanımda kendin olabilirsin.” hissini verebilmektir.
Belki de bugün hepimizin ihtiyacı olan şey biraz daha fazla insan değil; birbirine gerçekten güvenebilen birkaç insan.
Çünkü insan kalabalıkta değil, paylaşabildiği yerde kendini yalnız hissetmez.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Huzursuz Bağırsak Sendromu (İBS): Stres ve Bağırsak Arasındaki Güçlü Bağ 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- Her Şişkinlik Masum Değildir: SIBO’yu Tanıyor Muyuz? 03 Ağustos 2026 Pazartesi
- Şehir Hayatının Yorgunluğuna Karşı Güçlü Bir Destek: Ozon Tedavisi 20 Temmuz 2026 Pazartesi
- Duygularımızın da Sağlığı Var 01 Temmuz 2026 Çarşamba
- Sessizce Artan Bir Tehlike: Kendimizi Korumayı Unutuyor Muyuz? 03 Haziran 2026 Çarşamba
- En Büyük Hastalık: İhmal 24 Mayıs 2026 Pazar