Fizyoterapist
Deniz Ulaş Akdoğan

Geçmedi, geçmiyor, geçmeyecek

31 Ağustos 2026 11:37
'Yıllardır var'

“Her şeyi denedim.”

“MR’ım zaten kötü.”

“Biraz azalıyor, sonra yine başlıyor.”

Ve sonunda karar veriliyor:

“Bu artık geçmeyecek.”

Oysa bu üç cümle aynı şeyi söylemiyor.

Geçmedi.

Geçmişe ait bir bilgi.

Geçmiyor.

Bugünkü durumun tarifi.

Geçmeyecek.

Henüz yaşanmamış bir gelecek hakkında verilmiş hüküm.

Uzun süren kas-iskelet ağrılarında belki de en sık karşılaştığımız noktalardan biri bu.

Bir şikâyetin uzun zamandır devam etmesi önemlidir; ancak tek başına bundan sonra değişmeyeceğini göstermez.

Üstelik iyileşme her zaman “artık hiç ağrımıyorum” şeklinde gerçekleşmez.

Daha uzun yürüyabilmek, yeniden spor yapabilmek, sabah daha rahat kalkmak, eskiden kaçınılan bir hareketi tekrar yapabilmek, alevlenmelerin daha seyrek veya daha kısa olması da ilerlemedir.

Bazen ağrı yeniden artar.

Bu da her zaman “tekrar bozuldu” veya “başa döndük” anlamına gelmez.

Çünkü ağrı yalnızca görüntülemede gördüğümüz yapıyla açıklanmaz. Yüklenme kapasitesi, kuvvet, sinir sisteminin duyarlılığı, uyku, stres, hareket alışkanlıkları ve kişinin günlük yaşamı tabloya katkıda bulunabilir.

Bu nedenle yıllardır devam eden bir şikâyette yalnızca: 

“Neresi bozuk?” 

diye sormak yerine, 

“Bu durumu bugün hâlâ devam ettiren ne?” 

sorusunu da sormak gerekir. 

Elbette her ağrı tamamen geçecek diyemeyiz. Her durumun çözümü de fizyoterapi değildir. Gerektiğinde farklı uzmanlıkların değerlendirmesi, ileri incelemeler veya farklı seçenekler gündeme gelebilir. 

Ama bir MR bulgusunu, yaşı veya şikâyetin süresini kişinin geleceğine yazılmış bir sonuç gibi görmek de doğru değildir.

MR bir bulgudur; kehanet değildir.

Çünkü:

“Geçmedi” geçmişi anlatır.

“Geçmiyor” bugünü anlatır.

“Geçmeyecek” ise geleceği tahmin eder.

Belki de bazen değiştirmemiz gereken ilk şey ağrının kendisinden önce,

onun hakkında verdiğimiz hükümdür.

 

Fzt. Ulaş Akdoğan

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X