Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Hakan Erdoğan ‘Ameliyat Bir Tamir'dir, Omurgayı Koruyan Yaşam Tarzınızdır’
02 Haziran 2026 11:07

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Hakan Erdoğan ‘Ameliyat Bir Tamir'dir, Omurgayı Koruyan Yaşam Tarzınızdır’

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Erdoğan ‘Aslında ameliyat bir ‘tamir’dir; ama omurgayı uzun vadede koruyacak olan hastanın yaşam tarzıdır’ dedi

Haber Merkezi Tüm haberleri

Eskiden sadece ileri yaşların sorunu olarak bilinen bel ve boyun fıtığı, günümüzde 20’li yaşların kapısını çoktan çaldı. Masa başında geçen saatler, elden düşmeyen tabletler ve yanlış spor alışkanlıkları omurgamızı nasıl tehdit ediyor? Bel ağrılarında 'MR' sonucu gerçekten ameliyat kararı için yeterli mi? Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Erdoğan ile modern çağın en yaygın sağlık sorunlarını ve omurga sağlığını korumanın yollarını konuştuk

‘Düzenli Egzersiz Eksikliği Ve Kilo Artışı Omurgaya Ciddi Yük Bindiriyor’

Polikliniğinize gelen 20’li yaşlardaki genç hasta sayısında son yıllarda bir artış var mı? Genç neslin belini cerrahi aşamaya getiren en büyük modern yaşam hatası sizce nedir?

Evet, özellikle son 5-10 yılda genç yaş grubunda bel ve boyun fıtığı ile başvuran hasta sayısında belirgin bir artış görüyoruz. Eskiden daha çok 40 yaş üstünde gördüğümüz disk problemleriyle artık 20’li yaşlarda da sık karşılaşıyoruz. Bunun en önemli nedeni hareketsiz yaşam tarzı. Uzun süre bilgisayar başında oturmak, telefon ve tablet kullanımına bağlı kötü postür, düzenli egzersiz eksikliği ve kilo artışı omurgaya ciddi yük bindiriyor.

Bir diğer önemli sorun da “ani yüklenmeler.” Spor yapmadan ağır fitness hareketleri yapmak, yanlış ağırlık kaldırmak veya uzun süre hareketsiz yaşayıp hafta sonu yoğun spor yapmak genç omurgayı zorlayabiliyor. Omurga hareket etmek için yaratılmıştır; hareketsizlik de, bilinçsiz yüklenme de bele zarar verir.

‘MR görüntüsü tek başına ameliyat kararı verdirmez’

Toplumda ‘MR’da fıtık çıktıysa kesin ameliyat gerekir’ gibi ciddi bir korku var. Bir beyin cerrahı olarak, fıtığın büyüklüğü ile ameliyat kararı arasındaki ilişkiyi nasıl açıklıyorsunuz? Büyük fıtık her zaman ameliyat demek midir?

Kesinlikle hayır. MR görüntüsü tek başına ameliyat kararı verdirmez. Biz radyolojik bulguları düzeltmeye çalışmayız. Hastayı ve klinik tabloyu değerlendiririz. Çok büyük görünen bir fıtık bazen hiçbir şikâyet yapmayabilirken, daha küçük bir fıtık sinire kritik bir noktada baskı yaparak ciddi ağrı veya güç kaybına neden olabilir.

Ameliyat kararında esas belirleyici olan; hastanın ağrısının günlük yaşamını ne kadar bozduğu, nörolojik kayıp olup olmadığı ve uygulanan tedavilere rağmen düzelme sağlanıp sağlanmadığıdır. Yani MR sadece bir parametredir; asıl önemli olan hastanın muayenesi ve şikâyetleridir.

‘Amaç sadece ağrıyı geçirmek değil, kalıcı sinir hasarını önlemektir’

Bel fıtığında cerrahiye ne zaman ‘Evet’ diyorsunuz? Bir hastanın vakit kaybetmeden ameliyat masasına yatmasını gerektiren o kritik ‘kırmızı alarm’ belirtileri nelerdir?

Bel fıtığında öncelikle çoğu hastada ilaç, istirahat, fizik tedavi ve egzersiz gibi ameliyatsız yöntemleri tercih ediyoruz. Ancak bazı durumlar bizim için “kırmızı alarmdır.”

Özellikle bacakta ilerleyici güç kaybı, ayak düşmesi, idrar veya büyük abdest kontrolünde bozulma, genital bölgede uyuşma gibi bulgular sinirin ciddi baskı altında olduğunu gösterir ve zaman kaybetmeden cerrahi değerlendirme gerekir. Çünkü burada amaç sadece ağrıyı geçirmek değil, kalıcı sinir hasarını önlemektir.

Bunun dışında; haftalarca süren, ilaç ve tedaviyle rağmen geçmeyen, hastanın yaşam kalitesini ciddi bozan dayanılmaz siyatik ağrısında da cerrahi gündeme gelebilir.

‘Yeniden Fıtık Oluşma İhtimali Tamamen Sıfır Değildir’

Ameliyat olan hastaların en büyük korkusu fıtığın ‘tekrarlaması’. Bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks etme riski yüzde kaçtır ve bunu engellemek cerrahın mı yoksa hastanın yaşam tarzının mı elindedir?

Bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı genel olarak yüzde 5-10 civarındadır. Yani başarılı bir ameliyat sonrasında bile aynı seviyede yeniden fıtık oluşma ihtimali tamamen sıfır değildir.

Burada cerrahinin doğru teknikle yapılması elbette çok önemlidir; ancak ameliyat sonrası süreç de en az ameliyat kadar değerlidir. Hastanın kilo kontrolü, düzenli egzersiz yapması, sigaradan uzak durması, uzun süre hareketsiz kalmaması ve belini koruyacak yaşam alışkanlıkları geliştirmesi nüks riskini ciddi şekilde azaltır.

Aslında ameliyat bir ‘tamir’dir; ama omurgayı uzun vadede koruyacak olan hastanın yaşam tarzıdır.

‘Sinir Dokularını Çok Daha Net Görerek Çalışabiliyoruz’

Halk arasında ‘Ameliyat olursam sakat kalırım, felç olurum’ korkusu hala çok yaygın. Günümüz modern nöroşirürji teknolojisinde ve mikrocerrahisinde bu riskler gerçekten ne kadar?

Bu korku toplumda hâlâ çok yaygın ama uzun yıllardır uyguladığımız mikrocerrahi teknikleriyle bel fıtığı ameliyatları oldukça güvenli operasyonlardır. Mikroskop teknolojisinin yanında artık daha çok kullandığınız endoskopik yöntemlerle de yüksek çözünürlüklü görüntüleme sistemleri ve minimal invaziv cerrahi yöntemler sayesinde sinir dokularını çok daha net görerek çalışabiliyoruz.

Elbette tıpta hiçbir ameliyat “sıfır riskli” değildir; ancak deneyimli ellerde kalıcı felç veya ciddi nörolojik hasar riski son derece düşüktür. Hastalar için önemli olan, doğru endikasyonla, doğru merkezde ve deneyimli ekiplerle tedavi olmaktır.

Çoğu hasta ameliyat sonrası aynı gün ayağa kalkabilir ve kısa sürede günlük yaşamına dönebilir.

‘Gerekirse Algolojik Girişimleri Tercih Ediyoruz’

Fıtıkların %95’inin ameliyatsız iyileşebildiğini biliyoruz. Bir beyin cerrahı olarak, hastayı ameliyat etmek yerine hangi durumlarda doğrudan Fizik Tedavi veya Algoloji uzmanına yönlendiriyorsunuz? Sizin sınırınız nerede bitiyor?

Aslında modern yaklaşım artık multidisipliner yaklaşım. Yani her bel fıtığı hastasının çözümü ameliyat değildir. Eğer hastada nörolojik kayıp yoksa, ağrı kontrol edilebiliyorsa ve günlük yaşam tamamen felç olmamışsa öncelikle fizik tedavi, egzersiz programları, postür düzenlenmesi ve gerekirse algolojik girişimleri tercih ediyoruz.

Özellikle kas spazmı, duruş bozukluğu, hareketsizlik veya mekanik bel ağrısı ön plandaysa fizik tedavi çok başarılı sonuçlar verebiliyor. Bazı hastalarda ise sinir çevresine yapılan enjeksiyonlar veya ağrı tedavileri ameliyata gerek bırakmayabiliyor.

Biz cerrahlar için sınır; sinirin artık zarar görmeye başlaması, güç kaybı gelişmesi veya konservatif tedavilere rağmen hastanın yaşam kalitesinin kabul edilemez düzeyde bozulmasıdır.

‘Bilinçsiz Ağır Kaldırmamak Çok Önemlidir’

Son olarak okurlarımıza eklemek istediğiniz veya dikkat edilmesi gereken önerileriniz var mıdır?

Bel sağlığını korumanın en etkili yolu düzenli hareket etmektir. Güçlü bir karın ve bel kas yapısı omurganın en büyük koruyucusudur. Uzun süre aynı pozisyonda oturmamak, ideal kiloyu korumak, sigaradan uzak durmak ve bilinçsiz ağır kaldırmamak çok önemlidir.

Bir diğer önemli konu da şudur: Her bel ağrısı fıtık değildir, her fıtık da ameliyat gerektirmez. İnternetten okunan bilgilerle korkuya kapılmak yerine mutlaka uzman değerlendirmesi almak gerekir. Erken dönemde doğru tedaviyle birçok hasta ameliyatsız şekilde sağlığına kavuşabilmektedir.

Güncelleme: 03 Haziran 2026 09:32
BENZER HABERLER
X