Uzm. Psk. Mevliye YAVUZ
Uzm. Psk. Mevliye YAVUZ

İlişkilerde elimizden geleni yapmak yeterli mi?

15 Ekim 2026 11:01
Kendi verebildiğini yeterli sanmak, karşındakinin ihtiyacını görmezden gelmektir

Bir ilişkide en sık yaptığımız hatalardan biri, kendi verebildiğimizi karşı tarafın ihtiyacı sanmaktır. “Ben elimden geleni yapıyorum” demek, karşımızdaki kişinin gerçekten duyulduğu, anlaşıldığı ve ihtiyaçlarının karşılandığı anlamına gelmez. Çünkü sevgi yalnızca vermekle değil, verdiğimiz şeyin diğer kişide nasıl bir karşılık bulduğunu fark etmekle mümkündür.

İnsan, doğduğu andan itibaren bakım verenleriyle kurduğu bağın örüntülerini yeni ilişkilerine taşır. Bu ilişkiler içinde kendi iç dünyasını oluşturur; sevgiyi alma ve verme, ilgiyi fark etme ve ihtiyaçlarını tanıma kapasitesi de zamanla şekillenir. Yaşam ilerledikçe öğrendikleri ve deneyimleriyle bu temelin üzerine yenilerini ekler.

Böylece her birimiz ilişkiye, sevginin nasıl gösterildiğine ve ilginin nasıl hissedildiğine dair kendi deneyimlerimizle geliriz. Bizim için sevgi anlamına gelen bir davranışın, karşımızdaki kişi için de aynı anlamı taşıdığını varsayabiliriz. Oysa iki kişinin kurduğu ilişkide, birbirinden farklı iki deneyim dünyası buluşur.

Bu nedenle karşımızdaki kişinin ihtiyaçlarını anlamaya çalışırken yalnızca kendi sevme biçimimizden ve kendi anladığımız yerden hareket edersek yine benmerkezci bir yerde kalabiliriz. Onun söylediğini duymaya, ihtiyacını onun açısından anlamaya çalışarak ilişkilenmemiz önemlidir. Aksi takdirde ilişki, kendi kendimize yaşadığımız ve kendi kendimizi tatmin ettiğimiz bir deneyimin ötesine geçmez.

Karşımızdakini anlama ve duyma çabası, ilişkiye yaptığımız yatırımın bir parçasıdır. Fakat bu çabayı gösterdiğimizi düşünürken karşı taraf hâlâ duyulmadığını ve anlaşılmadığını söylüyorsa burada biraz daha kulak kesilmek gerekir. Çünkü etkin iletişim, ihtiyaçların karşılanması ve sevme kapasitesi; ilişkiyi geliştiren, büyüten ve besleyen özellikler arasındadır.

Tam da bu noktada, gösterdiğimiz çabayla bu çabanın karşı tarafta nasıl bir karşılık bulduğuna birlikte bakmamız gerekir. Partnerlerden biri yalnızca kendisine bakarak “Ben yeteri kadar veriyorum, benim verdiğim sana yetmeli” diyorsa karşısındakinin ihtiyaçlarını görmeden, duymadan ve verdiğinin onun ihtiyacıyla örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmeden ilişkileniyor olabilir. Kendi verebildiğini yeterli bulması, karşısındaki kişinin ihtiyacının karşılandığı anlamına gelmez.

Elbette kişi ilişki içerisinde bir şey vermek istemiyorsa bunu açıkça ifade etmeli ve bu durum karşılıklı konuşulmalıdır. Yapamadığını düşünüyorsa da neyi, neden yapamadığını anlamaya çalışmalıdır. Ancak burada kişinin yalnızca “Ben veremiyorum” düşüncesinde kalması yerine, “Seni hangi noktada anlayamıyorum? Neyi duyamıyorum? Seni duyabilmek için ne yapmam, nasıl bir yol geliştirmem gerekiyor?” sorularına yönelmesi daha işlevsel ve ilişkiyi onarıcı olabilir.

Aksi takdirde “Ben yetemiyorum, ben beceriksizim” diyerek yine kendi ekseninde dönmeye başlar. Karşısındaki kişinin ihtiyacını anlamaya ayrılabilecek alanı, kendi yetersizliğine ilişkin düşünceler doldurur. Böylece bir yere varmayan kısır döngüler içinde ilerler.

Duyulma ve anlaşılma ihtiyacı, ilişkideki herkes için geçerlidir. Bu ihtiyacı belirli bir cinsiyetle ya da toplumsal rolle özdeşleştirmek, ilişkideki karşılıklılığı görmemizi zorlaştırabilir. Her insan anlaşılmaya, görülmeye, duyulmaya ve arzulanmaya ihtiyaç duyabilir; aynı zamanda herkes, partnerinin ihtiyaçlarını anlamakta zaman zaman güçlük yaşayabilir. Önemli olan, kimin anlaması ya da kimin anlaşılması gerektiğini önceden belirlemek değil, iki tarafın da birbirinin deneyimine ve ihtiyaçlarına kulak verebilmesidir.

Birbirimizin ihtiyaçlarını duyabilmek, ilişkide hangi rolleri üstlendiğimize bakmayı da gerektirir. Bazen partnerimizin neye ihtiyacı olduğunu ona sormak yerine onun adına karar vermeye, onu yönlendirmeye ve sorumluluklarını üstlenmeye başlayabiliriz. Bu durum, cinsiyetten bağımsız olarak herhangi bir partnerin diğerine ebeveynlik eder gibi davranmasıyla ortaya çıkabilir.

Partnerlerden biri diğerinin bakımını, kararlarını ve sorumluluklarını sürekli üstlendiğinde ilişkideki yetişkinler arası denge bozulabilir. Üstelik kişi, partnerine ebeveynlik ederken ondan eşlik, yakınlık ve karşılıklılık beklemeye devam edebilir. Bu durumda her iki tarafın da ilişkide hangi konumda durduğuna bakması gerekir. Ebeveynlik eden taraf kendi yükünü ve kontrol ihtiyacını, diğer taraf ise üstlendiği ya da devrettiği sorumlulukları fark etmelidir.

Bu nedenle partnerlerin, birbirlerinin yerine geçmeden ve birbirlerini yönetmeden, iki yetişkin olarak ilişki kurabilmeleri önemlidir. Her iki taraf da kendi sorumluluğunu üstlenirken ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeli; karşısındakinin ihtiyaçlarını da varsaymak yerine sormalı ve dinlemelidir. Böylece ilişki, tek taraflı bakım verme ya da bakım bekleme düzeninden çıkıp daha dengeli ve karşılıklı bir zemine taşınabilir.

Birbirimizi duyabilmek, yalnızca kendi niyetimize ve çabamıza bakmakla mümkün olmaz. Bazen iyi niyetle verdiğimiz şeyin karşı tarafta beklediğimiz etkiyi yaratmadığını kabul etmemiz gerekir. İlişkiyi besleyen şey, yalnızca vermek değil; verdiğimizin karşı tarafta nasıl karşılık bulduğunu merak etmek, bunu konuşabilmek ve gerektiğinde kendimizi yeniden düzenleyebilmektir. Çünkü sevgi, yalnızca içimizden geleni sunmak değil, karşımızdaki kişinin dünyasına temas edebilmekle de ilgilidir.

Sonuçta ilişkide belirleyici olan, bizim ne kadar verdiğimizi düşünmemiz değil, karşımızdaki kişinin kendisini ne kadar görülmüş, duyulmuş ve anlaşılmış hissettiğidir. Kendi kapasitemizi ölçü kabul edip diğerinin ihtiyacını küçümsemek, sevgiyi paylaşmak yerine dayatmaya dönüşebilir. Oysa sağlıklı bir ilişki, “Benim verdiğim yeter” demekle değil, “Sana ulaşabiliyor muyum, ihtiyacın olan yerde yanında olabiliyor muyum?” diye sorabilmekle kurulur. Çünkü kendi verebildiğimizi yeterli sanmak, karşımızdakinin ihtiyacını görmezden gelmektir.

 

YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
Esma Şimşek 14:03 - 15 Ekim 2026

Mevliye hocam evliliklerdeki paylaşma ve anlaşılma kısmıyla ilgili çok güzel bir yazı severek almam gerekeni alarak okudum.kaleminize sağlık

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X