En Büyük Hastalık: İhmal
Ta ki artık susamayacak noktaya gelene kadar…
Baş ağrısı olur, “yorgunluktandır” denir.
Mide yanar, “bir şey dokundu” diye geçiştirilir.
Sürekli halsizlik hissedilir ama kimse dönüp “neden?” diye sormaz.
Çünkü ihmal, en kolay alışkanlıktır.
İnsanlar hastalıklardan değil, çoğu zaman o hastalıkları görmezden gelmekten zarar görür.
Erteledikleri kontrollerden, önemsemedikleri belirtilerden, “geçer” diye susturdukları sinyallerden…
Oysa beden hiçbir zaman sebepsiz konuşmaz.
Her ağrı, her yorgunluk, her değişim bir mesajdır.
Ama biz ne yapıyoruz?
Yoğunuz diyoruz.
Vaktimiz yok diyoruz.
Kendimizi en sona koyuyoruz.
İş, sorumluluklar, hayatın telaşı derken sağlığımızı erteliyoruz.
Ve çoğu zaman fark ettiğimizde artık iş işten geçmiş oluyor.
Sağlık, bozulduğunda kıymeti anlaşılan bir şey değil aslında.
Ama ne yazık ki çoğu insan için tam olarak böyle.
Bir kontrolü ertelemek, bir belirtiyi görmezden gelmek, bir günü “idare ederek” geçirmek…
Bunların hiçbiri küçük şeyler değil.
İhmal, sessiz ilerler ama sonuçları yüksek sesle gelir.
Belki de bugün durup kendine şu soruyu sorma zamanı:
Ben gerçekten iyi miyim, yoksa sadece idare mi ediyorum?
Çünkü bazı şeyler kendiliğinden geçmez.
Ama zamanında fark edilirse, çok şey değişir.