Oksitosin Kafası: Birbirimize Yeniden Dokunabilir miyiz?
İki hafta önce 'Dopamin Çağında mı yaşıyoruz?' diye sormuştuk.
$ Dolar
€ Euro
£ Sterlin
Altın
Gümüş
Oysa fizyoterapi, kronometreyle ölçülen bir uygulama hizmeti değildir.
Nitelikli bir süreç; kişinin öyküsünü dinlemek, hareket kapasitesini değerlendirmek, şikâyetini etkileyen unsurları belirlemek ve kişiye özel bir yol haritası oluşturmakla başlar. Hangi yöntemin uygulanacağı kadar, hangi yöntemin uygulanmaması gerektiğine karar vermek de mesleki bilgi ve klinik muhakeme gerektirir.
Danışan yalnızca seans odasında geçirilen süreyi almaz. Fizyoterapistin lisans eğitimiyle başlayan; deneyim, mesleki gelişim ve bilimsel takip ile derinleşen birikiminden yararlanır. Bir uygulama birkaç dakika sürebilir; ancak o uygulamanın kime, ne zaman, ne kadar ve hangi amaçla yapılacağını bilmek yılların sonucudur.
Elbette bir ücret herkesin bütçesine uygun olmayabilir. Fakat “Bütçeme uygun değil” demekle “Bu hizmet gereksiz yere pahalı” demek aynı değildir. Bir hizmetin değeri yalnızca kaç dakika sürdüğüyle değil, taşıdığı bilgi ve sorumlulukla değerlendirilmelidir.
Nitelikli fizyoterapinin amacı kişiyi sürekli seanslara bağımlı hâle getirmek değildir. Amaç; hareket kapasitesini geliştirmek, günlük yaşamını daha iyi yönetmesini sağlamak ve kendi bedenine yönelik doğru beceriler kazandırmaktır. Öğretilen egzersizler ve hareket stratejileri, seans sona erdikten sonra da kişinin hayatında karşılık bulur.
Yüksek ücretin tek başına kalite garantisi olmadığı da unutulmamalıdır. Fizyoterapistin yetkinliği, yaptığı değerlendirme, danışana ayırdığı dikkat, sunduğu takip ve sürecin gerçekten kişiye özel olup olmadığı birlikte ele alınmalıdır.
Bu nedenle yalnızca “Bir seans kaç lira?” diye sormak yerine şu soru da sorulmalıdır:
“Bu hizmetin içinde ne var ve bana ne kazandırmayı hedefliyor?”
Çünkü fizyoterapi ücretinin karşılığı yalnızca geçirilen süre değil; bilgi, deneyim, klinik karar verme ve insan sağlığı için üstlenilen sorumluluktur.
Fzt. Ulaş Akdoğan
Fizyoterapist