Devletin Görünmez Direkleri: Kamu Mühendisleri ve İmzanın Ağır Yükü
Dışarıdan bakıldığında "kamuda mühendis olmak" bir garantici yaşam, masabaşı bir düzen gibi algılanabilir. Ancak madalyonun arka yüzünü, yani o devasa kamu yatırımlarının, altyapı projelerinin ve teknik şartnamelerin arkasındaki gerçek mesaiyi sadece yaşayanlar bilir.
Bugün köşemi; devletin milyarlık projelerini omuzlayan, mevzuat labirentlerinde yönünü bulmaya çalışan ve en önemlisi, kamuda imza altında boğulan ama attığı her imzanın sorumluluğunu tek başına sırtlayan kamu mühendislerimize ayırdım.
Çünkü onlar sadece bir memur değil; devletin imar, inşa ve teknolojik geleceğinin teknik mimarlarıdır.
Mevzuat Kıskacı ve "Evrak Dağları"
Kamuda görev yapan bir mühendisin masası, sadece projelerle değil; kanunlar, yönetmelikler, genelgeler ve bitmek bilmeyen bürokratik evraklarla doludur. Yaklaşık maliyet tespiti, ihale dosyaları, hakediş raporları, kabul tutanakları... Her biri, altında bir mühendis imzası olmadan yürürlüğe giremeyecek hayati belgelerdir.
"Kamuda imza atmak; sadece teknik bir onay değil, devletin hazinesini, tüyü bitmemiş yetimin hakkını ve kamu yararını koruma sözüdür."
Mühendislerimiz her gün bu evrak dağlarının arasında adeta nefes almaya çalışıyor. Üstelik bu süreç, çoğunlukla çok kısıtlı sürelerde ve personel eksikliğinin getirdiği ağır iş yükü altında yürütülüyor.
Ömür Boyu Süren Sorumluluk, Peki Ya Karşılığı?
Kamu mühendisinin imzasını diğer görevlerden ayıran en net çizgi şudur: Zaman aşımına uğramayan mesleki risk.
Sayıştay ve Teftiş Kıskacı: Kamuda atılan bir imza; yıllar sonra bile Sayıştay denetimlerinde, mülkiye müfettişlerinin incelemelerinde veya adli süreçlerde mühendisin karşısına çıkabilir. Emekli olsanız bile, attığınız o imzanın hukuki ve mali sorumluluğu yakanızı bırakmaz.
Yetki-Sorumluluk Dengesi: Çoğu zaman idari kararların şekillendirdiği projelerde, teknik doğruları savunmak zorunda kalan yine mühendistir. Yetki hiyerarşinin üst basamaklarındayken, imzanın getirdiği hukuki yükümlülük doğrudan mühendisin omuzlarına biner.
Özlük Haklarındaki Aşınma: Taşıdıkları risk bu kadar büyük, üstlendikleri mali sorumluluk bu kadar devasayken; kamu mühendislerinin özlük hakları ve kariyer basamakları ne yazık ki bu sorumluluğun ağırlığıyla mütenasip değildir.
Devletin Kalemini Güçlendirmek Şart
Bir devlet, mühendisinin kalemini ne kadar özgür ve güvende hissettirirse, yükselen yapılar da o kadar sağlam olur. Mühendislerin üzerindeki gereksiz bürokratik kırtasiyecilik yükü azaltılmalı, imza süreçleri dijitalleşen kamu yönetiminde daha şeffaf ve risk paylaşımına açık hale getirilmelidir.
Hepsinden de önemlisi, devlet adına milyarlık projelere imza atan, her gün adliye ve Sayıştay stresiyle masasına oturan kamu mühendislerinin mesleki itibarı ve özlük hakları, üstlendikleri bu devasa sorumlulukla dengelenmelidir.
Unutmayalım; kamuda mühendisin kalemi ne kadar güçlü ve huzurlu yazarsa, devletin geleceği de o kadar sağlam inşa edilir.