O seni kandırmadı. Sen onu zihninde yeniden yarattın
Aslında en başından beri büyük ölçüde öyleydi. Ancak sen, kendine dair ne kadar olumlu duygu ve düşünce varsa, onları ona yansıttın. Ve o da senin yansımanla doldu. Belki o zaman buna ihtiyacın vardı. Belki o ilişkiyi sürdürebilmenin tek yolu buydu.
Ama bugün, yavaş yavaş o yansıtmaları geri çekmeye başladığında, karşındaki insanla ilk kez gerçekten tanışıyorsun.
Evet, o seni kandırmadı.
Sen, olmasını arzu ettiğin kişiyi oluşturdun.
İnsan olarak hepimiz ilişkilerimizi bir ölçüde projeksiyon mekanizması üzerinden kurarız. Karşımızdakini olduğu gibi görmekten çok, kendi ihtiyaçlarımızı, özlemlerimizi, korkularımızı ve umutlarımızı ona yükleriz. Özellikle çok âşık olduğumuzda, çok mutlu olduğumuzda ya da çok öfkelendiğimizde bu mekanizma daha da güçlenir. Böyle zamanlarda karşımızdaki kişiyi değil, çoğu zaman kendi iç dünyamızın yansımasını görürüz.
Belki de bazen kadınların ışığının sönmesinin nedenlerinden biri de budur. Bir yazıda okumuştum. Boşandıktan sonra eski eşiyle karşılaşan bir kadına, eski eşi şöyle diyordu:
“Işıl ışıl parlıyorsun. Biz evliyken hiç böyle değildin.”
Oysa mesele yalnızca ilişkinin bitmiş olması değildir. Bazen kişi, ilişki içinde kendinden uzaklaşır. Kendi ışığını, kendi canlılığını, kendi merkezini fark etmeden karşısındaki insana teslim eder.
Eğer ilişki sürerken de ışığını kaybetmeyen bir kadın, ya da daha genel anlamıyla kendinden uzaklaşmayan bir insan olarak kalmak istiyorsan, önce projeksiyonlarını fark etmeye çalış. (Bu süreçte profesyonel destek almak iyi fikir olabilir) Sonra karşındaki insanla yeniden tanış. Gerçekten kim olduğunu merak et.
Ve en önemlisi, seni sen yapan şeyleri yeniden hatırla.
Hatırlamakta zorlanıyorsan, anılarını kullan. İlişkiden önceki seni düşün. O küçük kızla yeniden bağ kur. Çünkü o hâlâ içinde bir yerlerde, senin onu hatırlamanı bekliyor.
Onun elinden tut.
Gerekirse onu parka götür. Ona bir dondurma al. Bir balon al. Oje sürmek istiyorsa oje sür. Çocukken neye ihtiyaç duyduysa, bugün o ihtiyaçlarını sen karşıla.
O kızı hayata güldür. Kız neşesi sarsın tüm yaşamını.
Onun ışığını söndürme.
Çünkü ilişkilerde kaybettiğimiz şey çoğu zaman karşımızdaki insanın yaptıkları değil; onun yaptıkları karşısında kendimizle kurduğumuz bağdır.
Ve unutma…
Karşımızdakiler bazen bizi incitir, bazen hayal kırıklığına uğratır. Ama o kapıyı açık tutan da, gerektiğinde o kapıyı kapatan da çoğu zaman biziz.
İçindeki o küçük kızla yeniden karşılaşman dileğiyle…
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kadın ve Erkek Gerçekten Bu Kadar Farklı mı? 20 Ağustos 2026 Perşembe
- Herkes Narsist, Her Şey Travma mı? 13 Ağustos 2026 Perşembe
- Büyümek: Bazen Bir Parçanı Bırakabilmektir 06 Ağustos 2026 Perşembe
- Anlamak Değil, Merak Etmek: İlişkilerde Varsayımların Sessiz Tuzağı 23 Temmuz 2026 Perşembe
- Özünü Tanımadan, Zannettikleriyle Bir Ömür Yaşayan İnsan 16 Temmuz 2026 Perşembe
- Ya en büyük yaralarımızı biz açıyorsak? 11 Temmuz 2026 Cumartesi
- Uzun Ömürlü Bir İlişkinin Dinamikleri Nelerdir? 05 Temmuz 2026 Pazar
- Yakınlık mı Yalnızlık mı? Bir ilişkide yakınlık nasıl oluşur? 25 Haziran 2026 Perşembe
- Ya Kendi Eksik Parçamı Arıyorsam? 18 Haziran 2026 Perşembe
- ‘Varlığı’ Yeter Mi? 11 Haziran 2026 Perşembe