Eczacılıkta Enflasyon!
Mezun ya da kaynağına bakacak olursak fakülte enflasyonu da diyebiliriz; Türkiye'de yıllar içinde plansız ve kontrolsüz bir şekilde artan Eczacılık Fakülteleri (sayıları 60'ı aşmıştır) nedeniyle ciddi boyutlara ulaşmıştır. Her yıl binlerce yeni mezun sisteme girmekte ve bu durum istihdam sorunlarını beraberinde getirmektedir. Meslek örgütleri (ör: İstanbul Eczacı Odası veya TEİS), yeni fakülte açılmaması ve mevcut kontenjanların en az yarı yarıya düşürülmesi gerektiğini savunmaktadır. Genç meslektaşlarımızın yardımcı eczacılık sürecini tamamlamakta çektikleri güçlüklerin yanı sıra bu sürecin arkasından onları bekleyen belirsizlik durumundan ötürü de hayli kaygılandıklarını göz ardı etmek mümkün değildir.
Eczacı enflasyonunu azaltmak ve serbest eczanelerin üzerindeki istihdam baskısını hafifletmek için hem kamusal düzenlemelere hem de mesleğin geleneksel sınırlarının dışına çıkan yeni çalışma sahalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Türk Eczacıları Birliği (TEB) ve eczacı odalarının sunduğu çözüm önerileri yeni eczacılık fakültelerinin açılmasının durdurulması, mevcut fakültelerin kontenjanlarının düşürülmesi ve YÖK başarı sıralaması barajı ilk 50 bin ile kalıcı olarak sınırlandırılması eksenlerinde toplanmaktadır.
Sektörde tartışılan yasal taslaklar kapsamında, eczane açma nüfus kriterinin esnetilmesi veya çoklu eczacı ortaklık modellerinin önünün açılması planlanmaktadır.
Hal böyleyken Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı 2026 yılı 2. Dönem ilk defa ve yeniden atama kurası ilanında yalnızca tabip ve uzman tabip kadrolarına yer verilirken, diş hekimleriyle birlikte eczacılara da kontenjan ayrılmadı. Kamudaki eczacı istihdamının artırılması taleplerinin yükseldiği bu dönemde bu durum atama bekleyen sağlık profesyonelleri ve Türk Eczacıları Birliği (TEB) tarafından büyük tepkiyle karşılanmıştır.
Eczacıların çalışma alanları içinde Serbest Eczaneler yani Toplum Eczacılığı en yaygın çalışma alanıdır. Eczacılar kendi eczanelerini açabilir veya mevcut eczanelerde sorumlu müdür, ikinci eczacı veya yardımcı eczacı olarak görev yapabilirler. Yardımcı eczacılık süreci tamamlanmadan mesleğe başlayamamalarını ise genç meslektaşlarımız iş yaşamlarının ötelendiği bir süreç olarak değerlendirmektedir.
Ekonomik enflasyon, eczanelerde kira, elektrik, ısınma, personel maaşları ve ecza depolarına yansıyan lojistik maliyetler gibi sabit giderlerin de hızla artmasıyla işletme sermayesini eritmektedir.
İlaç fiyatlandırmasında uygulanan Euro kuru ile gerçek piyasa kuru arasındaki makas ve artan işletme giderleri, eczanelerin brüt kârlılıklarını ortalama %15 seviyelerine kadar geriletmiştir.
Sabitlenen ilaç fiyatları ve ekonomik gerçeklikler arasındaki uyumsuzluk, ilaç sanayisini zorlamakta ve eczanelerde hasta için hayati olan ilaçlara erişim kısıtlılığı yaratmaktadır.
İlaç fiyatlarındaki değişimler ve ekonomik kayıpları dengelemek adına ilaç sanayisi tarafından uygulanan ticari iskontolarda yaşanan kesintiler, eczacıların ticari gelirlerini doğrudan daraltmıştır.
Tüm bunları toparladığımızda toplum eczanelerinin kapanma riskinin arttığını söylemek yanlış olmaz. Bu ekonomik zorluklarla başa çıkmaya çalışan eczacılar, güncel durumu ve sektörel gelişmeleri de takip ederek seslerini duyurmaya çalışmaktadır.
Gelişen teknoloji ve yenilikçi kişiye özel koruyucu sağlık kavramı ile birlikte eczacılık da değişime ayak uydurmakta ve klasik yaklaşımlardan uzak farklı uzmanlık alanlarına kavuşacak gibi görünüyor. Özellikle geleneksel eczacılık pratiklerinin ötesine geçmek isteyen genç eczacıların araştırma ve girişimleri umut vermekte.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Aromaterapi ve Fitoterapi 02 Temmuz 2026 Perşembe
- Yaz Gribi ve Alerji 10 Haziran 2026 Çarşamba
- Doğru Güneş Ürünü Seçimi ve Kullanımı 24 Mayıs 2026 Pazar