Fizyoterapist
Deniz Ulaş Akdoğan

‘Yüzme İyi Gelir’ ve Diğer Ezberler

17 Ağustos 2026 14:33
Fzt. Ulaş Akdoğan

Beliniz mi ağrıyor? Yüzün.

Boynunuz mu ağrıyor? Yüzün.

Sırtınız mı tutuldu? Yine yüzün.

Yıllarca kas-iskelet sistemiyle ilgili pek çok yakınmanın ortak reçetesi neredeyse havuza üyelik oldu. 

Yanlış anlaşılmasın; yüzme son derece güzel bir fiziksel aktivite. Su içi egzersizlerin kronik bel ağrısında fayda sağlayabileceğini gösteren çalışmalar da var. Ancak “Belin ağrıyorsa yüzme kesin iyi gelir” diyebileceğimiz kadar basit bir bilimsel denklem yok. 

Üstelik yüzme ile kişiye özel planlanmış su içi egzersiz aynı şey değil. 

Aslında sağlık alanındaki şehir efsanelerinin çoğu böyle başlıyor: İçinde biraz doğruluk bulunan bir bilgi, zamanla herkese uygun kesin bir reçeteye dönüşüyor.

Bir başka klasik: 

“Belini kütlettir, yerine otursun.” 

Omurgamız çekmece rayı değil. Hareket sırasında ses çıkması, bir omurun yerinden çıkıp yeniden yerine girdiğini göstermiyor. Buna rağmen “yerine oturtma” dili hâlâ o kadar yaygın ki insan kendi bedenini sürekli bozulan ve dışarıdan birinin gelip düzeltmesi gereken bir yapı zannedebiliyor. 

Sonra MR raporu geliyor: 

“Fıtığım var, artık ağırlık kaldıramam.” 

Oysa görüntüleme sonucuyla kişinin günlük kapasitesi aynı şey değil. Modern bel ağrısı yaklaşımı da insanları ömür boyu hareketten korumak yerine, uygun şekilde egzersize ve aktiviteye katılmayı destekliyor. 

Bir de ağrıyan bölgenin mutlaka “dinlendirilmesi” gerektiği düşüncesi var. 

Elbette yeni bir yaralanmanın, ameliyatın veya belirli bir hastalığın gerektirdiği istirahat dönemleri olabilir. Ama haftalarca, aylarca süren her kas-iskelet yakınmasında hareketi tamamen kesmek başka bir konu. 

Liste burada bitmiyor. 

“Olmadı bir hacamat yaptır, kirli kan çıksın.” 

Hacamat üzerine araştırmalar var ve bazı ağrı durumlarında kısa süreli rahatlama bildiren çalışmalar bulunuyor. Fakat buradan “toksinleri temizler”, “kirli kanı atar” veya kas-iskelet sistemindeki problemi kökten çözer sonucuna ulaşamıyoruz.

Sülüğün hikâyesi ise daha da ilginç. 

Çünkü tıbbi sülük gerçekten modern tıpta kullanılan bir araç. Ancak kullanım alanları oldukça spesifik. Buradan “boynum tutuldu, iki sülük atalım” sonucuna nasıl geldiğimiz ise ayrı bir köşe yazısının konusu olabilir. 

Bence bütün bu örneklerde ortak bir hata var: 

“İşe yarayabilir” ile “herkese iyi gelir” arasındaki farkı unutuyoruz. 

Yüzme faydalı olabilir.

Manuel uygulamalar faydalı olabilir.

Su içi egzersiz faydalı olabilir.

Bazı tamamlayıcı yöntemler belirli durumlarda semptomları etkileyebilir. 

Ama sağlıkta asıl soru hiçbir zaman yalnızca “Bu yöntem iyi mi?” değildir. 

Daha doğru sorular şunlardır: 

Kim için? Hangi durumda? Ne amaçla? Ne kadar süreyle? Ve bunu destekleyen kanıt ne söylüyor? 

Çünkü sağlık alanında bir uygulamanın yıllardır yapılıyor olması onu otomatik olarak bilimsel yapmadığı gibi, yeni ve teknolojik görünmesi de onu otomatik olarak doğru yapmaz. 

Belki de artık “Buna ne iyi gelir?” sorusundan önce şunu sormaya başlamalıyız: 

“Bunun bana neden iyi gelmesini bekliyoruz?”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X